Eskiden evlerin bir kokusu, bir dokusu vardı. Hatırlar mısınız büyüklerimizin evlerini? Ahşap kokan merdivenler, yün kokan yorganlar ve mutfak köşesinde sessizce duran, içine soğan, patates ya da yeni pişmiş ekmek konulan o heybetli hasır sepetler...
Plastik Çağında Ruh Arayışı
Şimdi evlerimiz daha "şık", daha parlak ama sanki biraz daha soğuk. Her yer fabrikasyon, pürüzsüz ve mükemmel yüzeylerle kaplı. Ama insanın ruhu pürüz arıyor, yaşanmışlık arıyor. Elimiz gayriihtiyari bir ahşap masanın damarlı dokusuna ya da bir sepetin el örgüsü boğumlarına gitmek istiyor. Çünkü dokunmak, hissetmektir.
Doğal malzemeler nefes alır, yaşar ve sizinle birlikte yaşlanır. Bir plastik saklama kabı eskiyince çöp olur, ama iyi örülmüş bir söğüt/kamış sepet eskiyince "yadigar" olur. Rengi güneşle oturur, hikayesi derinleşir.
Samanpazarı'ndaki Zaman Tüneli
Ankara Kalesi'nin gölgesindeki dükkanımıza (Kadızade Ticaret) gelen misafirlerimizde hep aynı bakışı görüyoruz. Bir çamaşır sepetine ya da küçük bir ekmekliğe dokunduklarında yüzlerine yayılan o tebessüm, aslında çocukluklarına yapılan kısa ve sıcak bir yolculuk.
Biz sadece bir eşya satmıyoruz; unuttuğunuz o sıcaklık hissini, evin kaybolan ruhunu geri veriyoruz. Evinizin bir köşesinde doğaya yer açın. İnanın, o köşenin enerjisi değişecek.