Tüm Yazılara Dön

Hasırın Hikayesi: Topraktan Evinize

Hasırın Hikayesi: Topraktan Evinize

Sepetçilik, sadece bir eşya üretme işi değil, doğayla insan arasındaki en eski anlaşmalardan biridir. Toprağın bize sunduğu söğüt, kargı ve fındık dalları, ustanın elinde şekil bularak evinize girmeye hazırlanır. Kadızade Ticaret olarak, Samanpazarı'nın tarihi dokusunda bu kadim yolculuğa şahitlik ediyoruz.

Doğadan Toplama Süreci

Her şey doğru zamanda başlar. Sepet yapımında kullanılan söğütler, genellikle su kenarlarında yetişir ve sonbaharın bitip kışın başladığı, suyun çekildiği dönemlerde hasat edilir. Bu zamanlama çok önemlidir; çünkü dalın en esnek ama en dayanıklı olduğu anı yakalamak gerekir. Yanlış zamanda kesilen dal ya kırılır ya da örüldükten sonra çabuk bozulur.

Sabırla İşlenen İlmekler

Toplanan dallar hemen örülmez. Önce kabuklarının soyulması, bazılarının ise rengini alması için suda bekletilmesi veya kaynatılması gerekir. Ustanın önünde duran o ham dal yığını, saatler süren bir "parmak dansı" ile sepete dönüşür. Bir ekmek sepetini örmek dışarıdan bakıldığında kolay görünebilir, ancak her düğümde ustanın parmak uçlarındaki nasırların izi, gözlerindeki emeğin nuru vardır.

Neden Doğal Sepet?

Günümüzde her tarafımız plastik ve yapay malzemelerle çevrili. Ancak hiçbir plastik kap, bir söğüt sepetin verdiği nefesi veremez. Doğal sepetler:

  • Nefes Alır: İçine koyduğunuz ekmeği küflendirmez, soğanı patatesi çürütmez.
  • Doğaldır: Kimyasal barındırmaz, gıdayla teması güvenlidir.
  • Estetiktir: Evinize sıcak, rustik ve samimi bir hava katar.

Biz Kadızade Ticaret'te, babadan oğula geçen bu mirası korumaya çalışıyoruz. Sattığımız her sepetin arkasında bir emek, bir hikaye ve doğanın sıcaklığı var. Yolunuz Ankara Kalesi tarafına, Samanpazarı'na düşerse, dükkanımıza uğrayıp hasırın o mis kokusunu içinize çekmenizi, bir çayımızı içmenizi bekleriz.


Bu yazıyı sevdiniz mi?

Facebook'ta Paylaş